30 Temmuz 2009 Perşembe



Şimdi,




Haldun abime buradan sevgiler, saygılar. Bana bir de Hadise'yi isterse annesinden, başka birşey istemem kendisinden.




Aldığı adam, Elano, gerçekten disiplinli, istekli, ideal bir Brezilyalı, doğru kullanıldığında Galatasaray'ı uçuracağı aşikar. Burada sorun yok.




Haberi öğrendikten sonra sabah, antu.com da biraz dolaştım. Gördüklerime o kadar üzüldüm ki... Aynı milletten olan bir takım, rakibine böyle kötü sözler söyler mi? Başarıyı tebrik edip kenara çekilmek bu kadar zor mu? İnsalaah hayırsız olur, oynamadan gider... Ne demek bunlar. Hiç bir futbol severe yakışır mı? Nedir derdiniz? Eleştirmek, rakip olmak, rekabet etmek başka şey, terbiyesizlik başka şey. Kendilerine bu tür davranısları nasıl yakıştırıyorlarsa...




Neyse yazımın sonunda Haldun abime Murat Kekilli'den "Bağlama saçlarını, dağıt koynuma" adlı parçayı armağan ediyor ve kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Yuh!


Hala utanmadan yalan söylüyorsun. Hala beni deniyorsun. Hala üzerimdeki etkini sürdürmeye çalışıyorsun. Her gün yorgun, bitkin, üzgün görünmeliyim ki, rahat edesin. Biraz yüzüm gülmeye başladı mı hemen başlıyorsun oyunlara... Nasıl bir insansın anlamadım. Yani ayıptır söylemesi daha önce de kevaşe denk gelmişti ama sen farklı bir boyuttasın. Ruh hastası bir kevaşe sanırım. Evet evet, ruh hastası kevaşe. Hayat sana ne yaptıysa artık... Allah hepimizi senden, senin gibilerden ve hayatın, bu hale getirmek için sen ve senin gibilere ettiklerinden korusun. Çoluğumuzu çocuğumuzu... Ama bana yapılacak şeyler değil, gerçekten... Ayıp!

Dur! Ağlama Bülentim...



Demek ki neymiş Bülentim?


1-Fatih Terim tripleriyle çok erken havaya girilmeyecekmiş.

2-Bir at geriye, bir at ileriye koyup, top geldimi atlar arası şişirmeyle olmuyormuş.

3-Takım oyunu, modern futbol anlayışı gibi şeyler varmış.

4-Pas yapmadan her maç 0-0 götürülmezmiş.

5-En iyi oyuncunu 3-5 kuruşa ağalarına vermekle olmazmış.


Yapamıyorsunuz bari saygı gösterin. Kolay değil işte o işler.


Çekil çekil abini izle...

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Bu İşte Bir İş var


Sanırım biri bana büyü yaptı. Yani insan tam golü atacakken her seferinde topu direğe nişanlar mı? Nasıl iştir arkadaş? Ya direkten ya da az farkla aut! Kesin bir şey var. Şaka gibi! Büyüye inanmaya başladım şu dakikadan itibaren.


Ben böyle şansın içine... Guiza seni çok iyi anlıyorum koçum, acını paylaşıyorum şerefsizim.

Çok Şükür

Tuhaf bir yaşam. Şükür etmek gerek. Nedense olmuyor. Düzgün olmaya çalışıyorum, yetinmeye çalışıyorum, ama yapamıyorum. Hep eksik birşeyler buluyorum kafamda. Durmadan yeni şeyler üretiyorum beynimde... Şu da olsun, bu da olsun. Bir de şeyler var. " Şunu bekliyorum. Şu da olunca çok mutlu olacağım. Şu olunca hayatımı düzene sokacağım..." Olacak mı peki? Zor... Ben yine bir yerlere savrulacağım. Yine halimden mutlu olmayacağım. Motosikletle geziyor olacağım belki serin bir havada, deniz kenarında... Ama yine eksik birşeyler bulacağım...

Belki de tek eksik sensin. Sen bir gelsen göreceğiz de. Neyse...

Let's sing the bards' song...




Now you all know
The bards and their songs
When hours have gone by
I'll close my eyes
In a world far away
We may meet again
But now hear my song
About the dawn of the night
Let's sing the bards' song

Tomorrow will take us away
Far from home
No one will ever know our names
But the bards' songs will remain
Tomorrow will take it away
The fear of today
It will be gone
Due to our magic songs

There's only one song
Left in my mind
Tales of a brave man
Who lived far from here
Now the bard songs are over
And it's time to leave
No one should ask you for the name
Of the one
Who tells the story

Tomorrow will take us away
Far from home
No one will ever know our names
But the bards' songs will remain
Tomorrow all will be known
And you're not alone
So don't be afraid
In the dark and cold
'Cause the bards' songs will remain
They all will remain

In my thoughts and in my dreams
They're always in my mind
These songs of hobbits, dwarves and men
And elves
Come close your eyes
You can see them too

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Tüm hokkabazlıklara...


Evet, İskender benim. Bir öpücükle hayatı değişen, herşeyini satıp Fatma'ya altın alan, hiç kimseyi incitemeyen, sürekli işareti alıyorum Fatma! diyen, "buna biz aramızda kırklık ya da ellilik tavşan numarası diyoruz" un cevabı olarak "tamam da niye yapıyorsunuz ki böyle birşeyi" diyen Büyük İskenderim.

Evet aynen öyle yetiştim peşinden, gitme, bak aynen böyle çıkaracağım altınları, gitme dedim...

Sen ise aynı öyle çaldın altınları ve gittin....

Belki de Hokkabazdan bile kötü durumdayım, bir maradonam bile yok...

Neyse "kalk sihirbaz kaaaalkk!"... Hayata küsülür mü oğlum...

24 Temmuz 2009 Cuma


Şimdi, nasıl bir şeyler yazmalıyım bilemiyorum şu pozisyonda. Lanetli parfüm ve lanetli gülüş yine kendini gösterdi. Başlarda yok oğlum saçmalama derken şimdi hepsinin tek tek gerçek olduğunu görmek süper! Nasıl bir manyaklıksa artık...Bu benim kaderim. Farkediyorum. Yazılmış bir kitabın sayfalarındayım,eminim buna. Aklım almıyor bazı şeyleri, insanları... Dumansız hava sahasında tek koku benmişim gibi. E peki bundan sonra nasıl olacak? Nerden gelecek de inandıracak? Kim? Her defasında bir heves girdiğim yolların ortasına bile gelemeden döndüm hep. Nasıl? Var mı fikri olan? Yazık... Bu kaç ya? 1-2-3-4-5-6-7...

i'm the good guy


İyi insan olmak kolaydır. İyi insan olarak kalmaktır zor olan...

Yalnızlık Budur!



Komikaze.net'ten alıntıdır...

Galatasaray 2-0 Tobol


Dün akşam işten çıkınca koşa koşa maça gittim. Söyledim biramı, çerezimi, gerçekten çok keyifliydi...
Maçla ilgili olarak;
1-Rijkaard, sen hep bizimle kal hacım.
2-Servet büyük adamsın, hakikaten büyük adamsın.
3-Arda, yakıştı!
4-Serdar, aynen devam.
5-Mustafa, hoşgeldin.
6-Baros, yolda görsem boynuna atlarım.

Şaka bir yana, sabah incelediğim kadarıyla genel olarak beğenilmemiş Galatasaray'ın oyunu. Ama ben dün akşam çok keyifli bir maç izledim, alkolden mi bilmem... Öncelikle takıma bir güven geldiği ve bu güveni herkese yansıttıkları bir gerçek. Daha derli toplu bir takımız artık. Sağ bekten başka aksayan yerimiz pek yok. Oraya da Uğur'un geleceğini düşünürsek pek sıkıntılı görünmüyor durum. Serdar'ın yükselişi, Linderoth'un dönüşü, Mustafa'nın hırsı, Servet'in onca şeyden sonra hala aynı çizgide oluşu gecenin en sevindirici taraflarıydı. Güzel güzel, bir sonraki maç için şimdiden başladım heyecanlanmaya... Bir de Popito gelince...

23 Temmuz 2009 Perşembe

Bu Çocuk Kulağına Küpe Olsun...


Oldu mu?

Alan Jackson


Where were you when the world stopped turning on that September day? Were you in the yard with your wife and children? Or working on some stage in LA? Did you stand there in shock at the sight of That black smoke rising against that blue sky? Did you shout out in anger In fear for your neighbor? Or did you just sit down and cry? Did you weep for the children Who lost their dear loved ones And pray for the ones who don't know? Did you rejoice for the people who walked from the rubble And sob for the ones left below? Did you burst out with pride For the red white and blue And the heroes who died just doing what they do? Did you look up to heaven for some kind of answer And look at yourself and what really matters I'm just a singer of simple songs I'm not a real political man I watch CNN but I'm not sure I can tell you The difference in Iraq and Iran But I know Jesus and I talk to God And I remember this from when I was young Faith, Hope and Love are some good things He gave us And the greatest is Love Where were you when the world stopped turning on that September day? Teaching a class full of innocent children? Or driving down some cold interstate? Did you feel guilty cause you're a survivor? In a crowded room did you feel alone? Did you call up your mother and tell her you loved her? Did you dust off that Bible at home?

Did you open your eyes, hope it never happened? Close your eyes and not go to sleep? Did you notice the sunset the first time in ages? Speak with some stranger on the street? Did you lay down at night and think of tomorrow? Go out and buy you a gun? Did you turn off that violent home movie you're watching And turn on "I Love Lucy" reruns? Did you go to a church and hold hands with some strangers? Stand in line and give your own blood? Did you just stay home and cling tight to your family? Thank God you had somebody to love I'm just a singer of simple songs I'm not a real political man I watch CNN but I'm not sure I can tell you The difference in Iraq and Iran But I know Jesus and I talk to God And I remember this from when I was young Faith, Hope and Love are some good things He gave us And the greatest is Love I'm just a singer of simple songs I'm not a real political man I watch CNN but I'm not sure I can tell you The difference in Iraq and Iran But I know Jesus and I talk to God And I remember this from when I was young Faith, Hope and Love are some good things He gave us And the greatest is Love And the greatest is Love And the greatest is Love Where were you when the world stopped turning on that September day?

Anlaşmaya uymadın, çocuğu öldürdün. Olmadı...


Beklerdim ama bu kadarını değil! Yuh! Filmlerdeki gibi! Resmen kötü kadın! Nasıl hayatlar? Nasıl konuşmalar? Nasıl ilişkiler? Nasıl bir mide? Hayat size ne yaptı bu kadar da bu hale geldiniz? Aklım almıyor! Keşke hiç görmeseydim bunları! Yani biz sokakta oynarken birbirimize şaplak pandik attığımız arkadaşlarla bile daha saygılıydık! İnsansınız be siz insan! Eee! Bu mu yani? Sana da helal olsun. Vallaha helal olsun! Tamam kötü bir hayat geçirdin ama böyle mi olmalıydı? Bunu tartışmak bana düşmez ama... Neyse Allah ıslah etsin hepimizi...

Yine de herşey farklı olabilirdi. Bunu yapabilirdim. Ama sen seviyorsun bu bataklığı, pisliği,yalancılığı... Keşke temizlenebilsen, keşke izin verseydin, olmadı...

Aklıma şey geldi bu arada, Eşkiya, Cumali'yi öldüren adamların mekanını basıyor ya. Herkesi vuruyor. Sonra onların patronunu... Koyuyor kafasını masaya, dayıyor silahı şakağına ve diyor ki:

-Anlaşmaya uymadın, çocuğu öldürdün. Olmadı...

Onun gibi oldu bizimkisi de.

-Anlaşmaya uymadın, çocuğu öldürdün. Olmadı...

Bugün Yalan Bugün


Zor günler... Ama geçen birinin söylediği, aklımda güzel bir açılım yarattı. "Mutluluk anlık olur. İnsan hayatında, şunu yaparsam mutlu olacağım dememeli, o an mutluysan mutlusundur."... Düşününce oldukça faydalı oldu bana. Ben hep anı kaçıran biriyim. Aslında çoğu insan böyle. Şu sürekli bunalım halimden kurtulmalı, belki de ablamın dediği gibi hayatın getirdiği hiçbirşeye karşı koymamalıyım. İyi gitmiyorsa da gitmiyordur ne yapayım? Hep güzel günleri beklemek neden? Bugünün güzelliğini neden göremiyorum? Çok yorgunum, sanırım ondan... Gideceğim bir gün buralardan... Oralar neresiyse...

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Aydilge!


Son zamanlarda müziğiyle tanıştıp da zevk aldığım nadir isimlerden Aydilge... Şarkılarını düşünerek besteleyen, öyle ağzına geldiği gibi söz yazmayan biri. Zaten bu piyasada ayakta kalabilmek için de gereken en önemli özellik bir insanın gerçekten yazabiliyor olması.
Pinhani ile beraber söylerken denk geldiğim "yalnız değilsin" adlı parçası da gerçekten "Küçük Şarkı Evreni"'nin en can alıcısı bana göre.
Kendisinin bir de kitabı var. "Altın Aşk Vuruşu". Okuma fırsatım olmadı ama müziği kadar başarılı olduğunu tahmin edebiliyorum... Hep sevmişimdir çok yönlü insanları. Umarım hakettiği değeri görür de yoluna bizi mest ederek devam edebilir...

Bu da Aydilge'nin sitesi... http://www.aydilge.net

Ellerim Kelepçe, Yüreğim Zincir

Canım benim, yeni geldim gitmesem olmaz mı? Artık bana eskisi gibi bakmıyorsun farkındayım. Ne yaptım ki ben? Sevdim... Sen bilirsin. İlk hayal kırıklığım değilsin. Bu iş burada biter mi bilmem ama içimde bir his, sanki birşeylerin daha kaldığını söylüyor. Belki de sadece kabuk bağlayan yaramın kaşıntısı... Düşünsene bi! Ne güzel olurdu herşey! Bir kez teslim olsan, bir kez sen bilirsin desen. Ama yok! Sende o yok. Bende de sen olmayacak yakında. Az kaldı. Nasıl ki senden önceki bir sabah uyandığımda yoktu, sen de bir sabah olmayacaksın. Neyse...

21 Temmuz 2009 Salı

Beni Azad Et!

Sıyırmak üzereyim, hastayım, kafam hep meşgul,ağır geliyor, hiç bir şey düşünemiyorum, can sıkıntısından başka bir şey yok! Anlık gülücükler bile günde 1 veya 2... Peki problem nedir? Biliyor muyum ki? Deneyelim:
-Konuşmaya ihtiyacım var?
-Anlatmaya ve gerçekten anlaşılmaya ihtiyacım var?
-Dosta ihtiyacım var?
-Tatile ihtiyacım var?
-Uyumaya ihtiyacım var?
-Değişiklikliğe ihtiyacım var?
-Doğru yanımda doğru düzgün insanlara ihtiyacım var?
-Düşünmemeye ihtiyacım var?
-Yaşamaya ihtiyacım var?
-Bu şerefsiz insanların içinden kurtulmaya ihtiyacım var?
En iyisi öleyim...

Çok Şükür

Yemek yiyememe problemim geçmiş bulunmakta şükür... Midem artık iyi. Acıkabiliyorum artık. Yine kilo almasam bari. Akşam dışarı çıktım, demlendim biraz,ağır ağır... Bizim oraya harika bir yer açılmış. Hayalimdeki kafe desem abartmış olmam. Bir de pek bilen yok sanırım şimdilik, hem fiyatlar uygun, hizmet,kalite, görüntü, güzel... İki bira çaktım kafam yerine geldi... Derken bir dost geldi, eskilerden... Dertleştik, uzun zaman olmuş biriyle adam akıllı oturup sohbet etmeyeli. İyi geldi çok. Gece geç döndüm eve. Kafam güzeldi. Sabah uyanır uyanmaz birşeyler atıştırıp kahveye gittim. Bu da yeni hobim. İşe gitmeden kahveye gidip bir bardak çay içmek... Keyifli.

Tatile ne zaman çıkacağımı hala bilemiyorum. Artık çalışacak, dayanacak gücüm kalmadı ama beynim hala birşeyi bekliyor. Onun da ne olduğunu ilerleyen günlerde göreceğim sanırım. Neyse şimdilik hala buralardayım,

Gelirsen beklerim...

Olur-olmaz

Olsun, bu da yeter,sadece havadan sudan konuşmak, sadece seninle ilgilendiğim, sana iyilik yaptığımı düşündüğün için konuşmak, bu da yeter. Zaten demiyor muydum eskisi gibi olalım, dışarı çıkmasak da olur, sadece birbirimizi görünce gülümseyelim yeter diye... Al işte daha iyisi oldu bile. Acaba kaç saat sürecek? Kaç saat birbirimize gülebileceğiz? Göreceğiz...

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Garip

Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen,
Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?

Şekerpare...


Cumali: Oyhh! Sizi görünce içimde birşeyler oldu...

Şekerpare: Ne oldu? Su için geçer belki... Buyrun...

Cumali:Geçmesin...

Seninle biz nerdeyiz ki? Nasıl bir ilişki bu?

Hani Gönül Verdiklerim?


O kadar yumuşak ki aslında kalbin. Onca sıkılmışlığın, pisliğin içinde küçük kalmış, tek sorun bu... Keşke izin verseydin de yardım etseydim sana. Yapabilirdim. Yapardım da. Tamam kusursuz bir hayat vaad etmedim hiçbir zaman ama en azından elinden tutabilirdim. Olmadı...

2 sene sonra tekrar görsem seni, kesin yine bir öküzün yanında olacaksın. Belki aynı, belki başka öküz... Sana kötü davranan biri. Sen yine çaresiz hatta daha da çaresiz, yine haketmeyen birine sarılacak, paçasını silktikçe tutunmaya çalışacaksın. Cebindekiler de dökülecek, biriktirdiklerin. Dizlerin parçalanacak. Aklından ben geçmeyeceğim eminim. O hayatı seveceksin yine, deliyim ya,anlaşamıyoruz ya, anlaşamayız ya, farklıyız ya. Al işte sana fark. Ben mi? Beni boşver, ben yine birine bişey öğretmeye,yardım etmeye çalışıyor olacağım.


Bana yalan söylediler, kaderden bahsetmediler...

Tamam


İçim ferahladı biraz, gidiyor galiba, çok şükür... Zaten aşk dediğin başka birine aşık olana kadar sürmüyor mu? Az kaldı demek ki yeniden aşık omaya, bu da güzel! Bir tatil lazım bana, bir tatile çıkayım. Herşeyi burada bırakıp, çantam sırtımda, düşmek istiyorum yolara. Kendimi de burada bırakabilsem keşke, başka bir iyiaileçocuğu ile gidebilsem mesela... Her gün içmek istiyorum pansiyonun balkonunda, kendimle...

Artık Zaman Hakikatle Yüzleşmekte...

-Abla, keşke gelsen, çok sıkılıyorum, herşeyden, ölmek üzereyim, kafamı rendelemek istiyorum.
-Bak canım kardeşim... Hepimiz zor bir dönemden geçiyoruz, hayatın sana getirdiklerini yargılama, karşı koymaya çalışma, bu böyle olacak! deme. Bırak aksın, uyum sağlamaya çalış, emin ol herşey daha rahat olacak...
-Daha rahat bir ölüm yani?
-...

19 Temmuz 2009 Pazar

Neden geldin?

Bir hayat♥ gördüm düşümde
Farklı bir hayat
Çemberin içinde
Ayaklarını denize sallar gibi
Bulantı olmadan
Alkolün dibi
Uzakta görünen herşey yakın
Ceplerim boş
İstersem koşarım
İsterim öpmeyi
Öperim
Deliyim
Ama hasta değilim
Umutluyum
Huzurluyum
Ne demek istersem o
Mutluluk
Avucumun içinde
İstersem yalarım
Dumanlı kafam
Beni öldürmüyor sigaram
Geçtin önümden
Önemsemedim bile
Sen olduğunu bile bile
Annem babam herkes orda
İstersem merhaba
Kaybetme korkusu yok
Hiçbirşeyim yok
Kokun yok
Hiç koku yok
Hatıra yok
Ekmek bedava
Yemek istersem
Aç yok
Var yok
Öldüm...

Gel...


Yok... Yine yok... Ne bir mesaj, ne bir çağrı. Hiçbir şey yok. Ne bekliyordum ki? Aramasını mı? Peh...

Aslında herşey çok yanlış başladı. Ben çok geldim üstüne, yapma, bekle, dediğin herşeyi yaptım. Biliyorum. Bu hale gelmemizin nedeninin büyük bir kısmı benim. Beklemeliydim.Bilemedim. Ama sen de biraz garetli olabilirdin.Biraz daha belki. Şimdi en başa dönelim, senin yolundan gidelim desem kabul eder misin ki? Sürekli, laf aralarında "artık olmaz", "biz farklıyız anlaşamayız" desen de niye hala gözümün içine bakıyorsun peki? Neden ellerime dokunmak için kalem verme bahanesini kullanıyorsun mesela?

Sanırım yine bütün gün kafamın içinde dolaşacaksın, damarlarımda... Ara ara gözlerim dolacak. Bir telefon bekleyecek kulaklarım. Ara! ara! gözlerim dolacak... Koşmayı bekleyecek dizlerim.


Özledim seni şimdiden. Çok hem de. Keşke hakedene hak ettiği değeri versen de içimdeki şu sevgi ziyan olmasa. Kolay büyümüyor böyle art niyetsiz hisler insanın içinde. Biliyorum senin içinde de aslında daha güzel daha sevilmeye değer biri var,kabuğunun arkasında... Biliyorum. Hadi gel, tut elimi, gidelim...
Daha ne diyim bilemedim...

Hadi!

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Bir Varmış Bir Yokmuş...

Biliyorum, birbirimizle alakamız yok. Ortak tarafımız yok denecek kadar bile yok. İki dakika oturup herhangi bir konudan bile konuşamıyoruz. Eeeeee? Ne peki? Sabahtan akşama kadar kıskandırma oyunları, sabrının son sınırını görme oyunları, küçük jestler, küçük dokunuşlar, dein bakışlar... Tamam da ne?

Biliyorum, sen de o değilsin aslında. Belki de sadece bi rüya, sadece bir heves, sadece bir takıntı ya da işe koşarak gelmek için kafamda yarattığım bir umutsun. Hiçbirşeysin bir an, bir an herşeysin... Ama herşeye rağmen, içinle dışınla, dokunuşunla bakışınla, özleminle, huysuzluklarınla, jestlerinle, umursamaz tavrınla, gizli gizli bana bakışlarınla, hepsiyle, bu sensin, çok güzelsin...

Umarım beni ararsın en kısa zamanda da, yüzüm biraz da olsa güler.

Anladım...


Anladım... Birbirmizi ne kadar reddetsek de bize birbirmiz lazım. Bu gün olmazsa yarın yine gülümseyeceksin bana biliyorum. Ben de içimdekini atamayacağım taa ki senin dediğin gibi "biz" diye birşeyin olamayacağını anlayana kadar. Ama anlamak da istemiyorum.İkimiz için yazılmış güzel bir hikaye var biliyorum. Kitabın kapağını her açmaya çalıştığımızda arkamızı dönüp uyuyoruz. Aslında ikimiz de biliyoruz. İkimiz de birkaç güzel şey hakediyoruz. O birkaç güzel şeyin biri sensin biri de benim... Yoksa hiç birbirinin gözlerine takılır kalır mı insanlar? Ya da elleri titrer mi heyecandan?


Hadi korkma gel benimle...

Hayat Bu İşte...

Bazen ben de terk edip gidebilsem keşke diyorumİçimde bir İstanbul var ondan vazgeçemiyorum.
Belki sen de bir gün geçersin diye köprülerindenYakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum içimden
Hayat bu işte;Kanatlanıp gitmek dururkenDört duvar içinde hap solursunYaşamak için bir neden ararkenÖlmek için bulursun
Söyle; taşı toprağı altın olmuş kaç yazar ?Delik testi umutlarım, akar altından azar azar.Söyle, neye yarar yaşamak altın bir kafesteBir yanım seni beklerken, diğeri bekler ölümü ağır ağır
Hayat bu işte;Kanatlanıp gitmek dururkenDört duvar içinde hap solursunYaşamak için bir neden ararken

Ölmek için bulursun...

17 Temmuz 2009 Cuma

519


Bugün sabah işe gelirken otobüste ayaktaydım hep. Bir amca düşmemek için kolumu tuttu. Ben de gülümseyerek yardım ettim. Nasıl hoşuma gitti anlatamam. İki dakika sonra ben düşer gibi oldum başka bir amca benim kolumdan tuttu düşmeyeyim diye... Evet! dedim, oluyor galiba, ince düşününce ince düşünülüyor bazen insan, yani az da olsa...
Bir de aklımda yeni bir açılım oldu. Hep kendi kendime konuşurum beynimin içinde. Farkettim ki kadınlar bir erkeği severken aslında onu sevmiyor. Onun bir ya da birkaç sahip olduğu şeyi seviyor. Para, kıdem, fizik, akıl, duruş, başarı gibi... Ama ben bir kadnın severken onun herhangi bir özelliğinde aramıyorum sanırım sevgimi. Kafamda sevdiğim kadının herhangi bir özelliğini çıkarıyorum, tekrar düşündüğümde hala onu seviyor oluyorum. Bu düşünce içimi titretti biraz. Neden böyle bir içgüdü var insanlarda. Üzüldüm çok. Sevdiklerime o kadar masum yaklaşıyorum ki bunu görememişim hiç. Bazen düşünmüyor değilim, keşke biraz daha art niyetli olabilsem, biraz daha gözümü açabilsem mesela...

Tobol - Galatasaray...1-Baros


Bu arada dün akşam Galatasaray 'ın maçını izledim. İşten çıkınca koşarak geldim eve, 15. dakika... Bi baktım 1-0. Neyse izledik heyecanla. Maçla ilgili söyleyecek pek birşey yok aslında.Daha seri bir futbol bekliyordum ama oyuncular tam hazır olamadıkları için böyle bir oyun normal. Sağda solda herkes, yok niye aslar oynamadı, yok bu adam napıyorlara başlamış yine. Benimse yıllardır beklediğim bir şeydi bu... Koy bizim yetenekli gençleri, koy başlarına bir adam oynatsın. Oldu sonunda... Herşey çok daha güzel olacak bundan eminim.

Enteresan birşey var, Galatasaray hayatımda tuhaf bir yerde. her hafta maçın olacağı günü iple çekiyorum hatta maç olmayan haftalar geçmiyor gibi. Bir de kötü bir maç oldu mu bütün haftam sıkıntılı geçiyor.

Sonuç olarak yeni sezon hayırlı olsun Cimbomum...

Bir Sabah


Bu sabah işe geldiğimde yine aynı şeyi yaptım. Hiç yanına gitmeden yukarı, odama çıktım. Saat 10 u geçiyor ve hala görmedim onu, ne giymiş, ne yapıyor hiç birşey bilmiyorum. İşin garibi kokusunu da almadım bugün. O içime işlemiş hayal kırıklığımın kokusunu. Gelmedi mi acaba?
Nasıl davranmalıyım, ne söylemeliyim kestiremiyorum. Eskiden iyiydim gerçekten bu işlerde ama hamlamışım sanırım. Zaten kendisi de en az benim kadar normal değil. Bir an evet der gibi, 5 dakika sonra hastır der gibi...
Bi anlayabilsem ne yapmaya çalıştığını...
Şimdi bunu dinlemeliyim. Seviyorum şarkılarla yaşamayı...
Nasıl zor geldi ayrılmak bu yaz
Sevgililer gördüm kıskandım biraz
İçim boş kaldı
Çok yandı canım
Artık ne yapsam yalnızlardanım
Aslında cok garip hiç kavuşmadık
Tenine az değdim tam karışmadık
İçim boş kaldıÇok yandı canım
Artık ne yapsam yalnızlardanım
Bi göriyim desem yok ki yok
Bi koklıyim desem yok ki yok
İçim gül birazGüldür biraz
Şunu öldür kendini güldür biraz
Bence yazık oldu
Çok kısa ömür
İnsan doğar
Aşık olur ölürİçim boş kaldı
Çok yandı canım
Artık ne yapsam yalnızlardanım
Özledim desem yok ki yok
Bi şey söylesem yok ki yok
İçim gül biraz
Güldür biraz
Şunu öldür kendini güldür biraz
Şunu öldür kendini güldür biraz

Vira Bismillah







Neden yaptım, neden açtım bu blogu bilmiyorum. Sanırım anlatacak çok hikayem ve anlatacak yok dinleyenim var. Temel amacım buraya yazıp rahatlamak. Çoğu zaman saçmalayacağımı bilsem de yazacağım, en azından bir kişi okur yazdıklarımı, umarım. Hayatımda ilk defa böyle birşey yapacağım. Kıçını kamuya açmak gibi sanki. Eğer okursan ve bir fikir beyan edersen, beynimde küçük açılımlara sebep olabilir ve buna çok ihtiyacım var. Blog işinde de acemiyim aslında, zaten belli edecek kendini. Yardım edecek olana da şimdiden teşekkürler.



Kalın sağlıcakla...