
Yok... Yine yok... Ne bir mesaj, ne bir çağrı. Hiçbir şey yok. Ne bekliyordum ki? Aramasını mı? Peh...
Aslında herşey çok yanlış başladı. Ben çok geldim üstüne, yapma, bekle, dediğin herşeyi yaptım. Biliyorum. Bu hale gelmemizin nedeninin büyük bir kısmı benim. Beklemeliydim.Bilemedim. Ama sen de biraz garetli olabilirdin.Biraz daha belki. Şimdi en başa dönelim, senin yolundan gidelim desem kabul eder misin ki? Sürekli, laf aralarında "artık olmaz", "biz farklıyız anlaşamayız" desen de niye hala gözümün içine bakıyorsun peki? Neden ellerime dokunmak için kalem verme bahanesini kullanıyorsun mesela?
Sanırım yine bütün gün kafamın içinde dolaşacaksın, damarlarımda... Ara ara gözlerim dolacak. Bir telefon bekleyecek kulaklarım. Ara! ara! gözlerim dolacak... Koşmayı bekleyecek dizlerim.
Özledim seni şimdiden. Çok hem de. Keşke hakedene hak ettiği değeri versen de içimdeki şu sevgi ziyan olmasa. Kolay büyümüyor böyle art niyetsiz hisler insanın içinde. Biliyorum senin içinde de aslında daha güzel daha sevilmeye değer biri var,kabuğunun arkasında... Biliyorum. Hadi gel, tut elimi, gidelim...
Daha ne diyim bilemedim...
Hadi!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder